|
VETERAN TENİS DÜNYASI
Bu yazı,
yaşamınızın önemli bir bölümünü, hem sağlıklı hem de
keyifle dolduran Veteran Tenis Dünyası’nın esprili bir
tahlilidir. Konusu, herhangi bir kişiyi veya kişileri işaret
etmemektedir. Ama her kişi burada kendinden bir parça bulacaktır.
Veteran
Tenisciler iki ana gruba ayrılırlar.
1-
Mektepliler,
yani genç yaşta, hoca
nezaretinde tenise başlayanlar
2-
Alaylılar,
geç yaşlarda tenise başlayanlar..
Tenis geçmişlerinde
kariyer sahibi Mekteplilerin,
sonradan tenise başlamış Alaylılara
yenilmeleri çok sık görülen bir durum olup, Mekteplilerce oldukça onur kırıcı bir durum olarak
nitelenmektedir. Bu durum Mekteplilerin
kendi aralarındaki en büyük alay konusudur.
Mektepliler
bu duruma düşmemek için, genelde hazır olmadan herhangi bir
turnuvaya kesinlikle girmezler veya tehlikeli buldukları bir Alaylıyla, antreman maçı dahi yapmazlar.
Tenise yeni başlamış
Alaylılar da, tenise başladıkları
tarihi doğru söylemezler. Yaşlarını saklayan geçkin kadınlar
gibi, başlama yıllarını hep öne çekerek, tenis geçmişlerini
kısaltırlar. Böylece yenilgilerine geçerli mazeret bulurlar veya
yengilerini de, üstün kabiliyetlerinin bir kanıtı olarak sunmuş
olurlar.
Kendini
“büyük oyuncu” olarak görmenin ve göstermenin kuralları:
-
Büyük
Oyuncular,
genellikle turnuvaya bir başkasının ısrarıyla girerler. Yani adını
başkası yazdırmıştır veya kendisine turnuva haberi başkaları
tarafından (genellikle “organizasyon komitesi”) haber verilir.
Onlar hiçbir zaman turnuva kovalamazlar. Turnuvaya neden ve nasıl
girdiği açıklaması, genellikle, bu şekilde yapılır. Bu tekler
için böyledir. Çiftler de ise, Büyük
Oyuncular partner adaylarından
birisini (lütfederek) seçerler.
-
Büyük
Oyuncular, fikstürde
kimlerle oynayacaklarını bilmezler. (ezbere bilirler de öyle görünürler)
-
Büyük
Oyuncular,
galibiyetlerini önemsemez görünürler.
-
Büyük
Oyuncular’ ın
mağlubiyetlerinin, mutlaka haklı bir gerekçesi vardır. Bunlardan
önde gelenleri:
-
Sakatlık
- Aylardır eline raket almamış olmak
- Hastalıktan yeni kalmış olmak
- Uykusuzluktur.
Hakem, rüzgar,
güneş ve sıcak “Büyük
Oyuncu Namzetleri” nin mazeretleridir. Büyük
Oyuncular’ ın değil!..
Büyük
Oyunculuğun en ileri safhası, diğer bir ifade ile marazi hali, tenismegalomanidir.
Tenismegalomanlarda
hep şu değişmez fikirler vardır:
·
Onlar eğer küçük yaştan itibaren düzenli bir tenis eğitimi
alabilselerdi, mutlaka uluslar arası alanda tanınan yıldız bir
tenisçi olurlardı.
·
Veya işlerinden vakit bulabilip antreman yapabilseler, karşılarında
hiç kimse duramazdı!..
Tenis, insan
karakterinin ve kişiliğinin aynasıdır.
Bir insanı
tanımanın en kısa yolu tenis kortlarıdır. Bu konuda uzman ya da
psikolog olmaya hiç de gerek yoktur. Nasıl mı? Bunun cevabını aşağıda
bulacaksınız:
Tahlile tabi
tuttuğunuz kişi ile birkaç kez tenis oynayın. Bir kez seyircili,
bir kez de seyredildiğinin farkında olmadığı, yani seyircisiz
bir maçını izleyin ve aşağıdaki sorulara cevap arayın:
-
Oyunda servis atarken, karşıdaki rakibinin topa dikkatini
vermesinden istifade ederek, saha içine birkaç karış girerek
(foot fault yaparak) kendisine servis avantajı sağlıyor mu? (Eğer bir de
fileye geliyorsa, bu hareket, iskambil oyununda, çaktırmadan kağıt
çalmakla eşdeğerdir)
-
Skoru çok iyi bildiği halde, arada sırada (unutmuş görünüp)
skor sorup, rakibin yanılgısının, lehine olanını kabullenip;
aleyhine olanı (en ince teferruatına kadar hatırlayıp) düzeltiyor
mu? (Skoru kasden, bir kere lehine, bir kere de aleyhine söyleyerek,
iyi bir test yapabilirsiniz.)
-
Servis karşılarken, out (fault) olduğu aşikar topu, eğer
puan alıcı bir return yapmışşa (right) kabul ediyor mu?
-
Kaybettiği maç sonrası, “Bugün çok kötüydüm, hiç
oynayamadım, çünkü....” diye mazeretler mi üretiyor? Yoksa,
mazereti varsa bile; “Bugün sen çok iyiydin..beni oynatmadın”
mı diyor?
-
Tereddütlü in ve out topları, sürekli kendi lehine mi görüyor,
yoksa karşı tarafın da aynen kendisi gibi kuşku duyabileceğini
nazar- ı itibare alıp, onun lehine mi kullanıyor?
-
Eğer hep kendi lehine görüyorsa, bunlara genellikle Götürücü
denir. Bunların (eğer bir görme sorunu yoksa), gerçek hayatlarında
da (genel olarak) hep, Götürücü
olduklarından emin olabilirsiniz.
* * * * * *
Bir insanın
oyunun stili, oyun başlama saatine uyumu, yengiyi hazmediş ve
yenilgiyi kabul ediş biçimi, tamamen karakterinin ve mizacının
aynasıdır.
Oyun
stili: her kişi
kendi oyun stilini ve tekniğini, kendi karakterinden ve mizacından
alır.
Çeşitli şekilde
sınıflandırabiliriz;
1-
Puanı, rakibinin oyununu bozarak ve ona hata yaptırarak
alanlar
2-
Puanı, kendi becerileriyle, maharetleriyle alanlar.
Bir diğer sınıflandırma
da;
1-
Saldırgan (agresif) oyun biçimi.
2-
Müdafa (defansif) oyun biçimi.
Yukarıda
sorduğumuz suallere verdiğiniz cevapların ve sınıflandırdığımız
oyun stillerinin karşısına, insan karakter vasıflarından birini
yerleştirebilirsiniz. Hiç merak etmeyin aldanmayacaksınız.
Saatinde
hazır olmak:
Bazı oyuncular korta bir türlü zamanında çıkamazlar. Mutlaka
haklı bir nedenleri vardır. Toplantı, trafik vb. bunların normal
yaşamlarında da aynı disiplinsizliği, dağınıklığı görebilirsiniz.
Yenilgiyi
hazmediş, kabul ediş biçimi:
Bükemediğin bileği öpmesini bilmek, olgun insanlara mahsus bir
erdemdir. Adı “oyun” olan bir fizik aktivitede, kaybetmeye
tahammül edemeyen bir insanın, gerçek hayattaki kayıplarda, ne
hallere düşeceğini varın siz düşünün!...
Ah
bu hakemler:
Herhangi bir tenis maçını, yan yana seyirci olarak izleyen iki kişi,
bir tereddütlü topun, in veya out olmasında hem fikir
olamayabilirlerken; saatlerce, hakem kulesinde, hareketsiz, güneşin
altında, bilmem kaçıncı maçını idare eden hakemden, herkesin
hemfikir olduğu bir karar vermesi istenir. Yapılan itirazlar hem
oyuncuların, hem de hakemin konsantrasyonunu bozar. İş daha da çığırından
çıkar. Yapılacak en doğru şey, maç başlamadan önce her iki
oyuncunun, hakemin her türlü yanlış kararlarında dahi, oyunu
itirazsız sürdüreceklerinde hemfikir olduklarını hakeme
bildirmeleridir. Bu hal, hakemin üzerindeki gerginliği atacak,
hata oranını azaltacaktır.
Ah
bu turnuvayı düzenleyenler (baş hakemler):
İnsan idaresi dünyanın en zor zanaatıdır. Bunlardan biri de
Turnuva Organizatörlüğüdür. Her tenisçi, maçını kendisine
en uygun şartlarda oynamak ister.
Bu uygun şartlar,
genelde önem sırasına göre aşağıdaki gibidir:
-
Bol seyircinin olabileceği bir saatte.
-
Mesai dışında, ne
çok erken ne de çok geç saatte. (bu erken ve geç kavramı
herkese göre değişir)
-
En görülür kortta. (bazı oyuncular, oynadığı tenisin
seyre değer olup olmadığına bakmaksızın, maçının en
seyredilir kortta – merkez kortta- olmasını isterler.)
-
En iyi hakemle..(daha önceki maçlarda kendisinden memnun
olunan hakem en iyi hakemdir)
-
Maç ertelenmesi talepleri 2’ye ayrılır.
1-
Haklı gerekçeler
2-
Taktik gerekçeler.
Ayrıca
bunlara, Büyük Oyuncu kaprislerini de eklerseniz, yapılan işin
ne denli zor bir iş olduğunu takdir edersiniz.
Veteran Tenis
ile ilgili yazımı, uzun zamandır görmediğim, bir maç sonrası
soyunma odasında karşılaştığım, benim gibi altmışına
merdiven dayamış bir arkadaşımın, “Nasılsın?”
sualime verdiği cevapla bitirmek istiyorum:
-
“Hala
bu işi yapabiliyorsak, demek ki çok iyiyiz.”
Sağlıklı ve
keyifli tenisler.
Zeki Çubukçu
(20.07.2002)
|